RSS

İŞgüdüsel Yönetim

16 Haz

İçgüdülerle hareket etmek…

Birçoğumuz aldığımız kararlarda içgüdülerin önemli bir rol oynadığına inanır.

Peki, bu içgüdüler tamamen hissiyata dayalı, şans faktörünün yüksek olduğu durumları mı ifade eder yoksa bu kavramın arkasında belli bir takım deneyimler ve kişisel özellikler var mıdır?

“İçgüdü, türlü olaylara ve durumlara karşı beynin gösterdiği reflekslerdir.” şeklinde tanımlanmakta. Reflekslerimizin yaşadığımız çeşitli deneyimler sonucunda oluştuğunu düşünecek olursak, içgüdülerimizin oluşumunda da tecrübelerimizin temel teşkil ettiğini görürüz. Bunun yanı sıra sezgilerimizin ve pek çok durumda olduğu gibi şans faktörünün de devreye girdiğini söylemek gerekir.

Sezgi demişken biraz da bu kavrama değinelim. Sezgi (intuition) kelimesi, Latincede “içe bakmak” anlamında kullanılan “intueri” kelimesinden gelir. Webster, bunu “kesin ve mantıksal bir düşünce olmadan, doğrudan bilgiye erişme gücü ya da yeteneği” olarak tanımlar. Aynı zamanda sezgi, bilinçli ve bilinçaltı düşünce süreçlerimizin entegre edilmesi ile oluşan, tamamen beyne dayalı bir işlevdir. İçgüdü ile sezgi kavramları çoğu kez karıştırılır. Aralarındaki fark, sezgilerimiz içgüdülerimizi oluşturur.

Günümüzde birçok makalede ve literatürde de yerini alan “sezgilere dayalı/sezgisel yönetim” diye bir kavram var. Sezgilere dayalı yönetim deyince birçoğumuzun aklına “ya tutarsa” mantığı ile alınan kararlar geliyor fakat yapılan araştırmalar bunun böyle olmadığına işaret ediyor. İş dünyasındaki başarılı üst düzey yöneticilerin büyük bir çoğunluğu aldığı kararlarda sezgilerine önemli derecede güveniyorlar. Harvard’lı araştırmacı Jagdish Parikh’in 13.000 yöneticiyi içeren bir çalışmasında, yöneticiler, iş yaşamındaki başarılarının % 80’ini “sezgiye dayanarak” elde ettiklerini belirtmişlerdir. Yukarıdaki tanımlamalar ışığında burada dikkat edilmesi gereken nokta, sezgisel yönetimde şans faktörü ağırlıklı değil, daha çok deneyimler doğrultusunda çevreyi gözlemlemek suretiyle alınan kararlar söz konusudur. Sonuçta ulaşılan bir çok başarı şans gibi görünse de, derinlemesine incelenecek olursa arkasında başka faktörlerin birleştiğini görmek mümkündür.

İçgüdüden ve sezgiden bu kadar bahsettik, “işgüdü” de ne demek oluyor? Kaynaklarda zihinsel zekamız (IQ) ile duygusal zekamızın (EQ) birleşimi olarak geçiyor. Tüm bu tanımlamaları birleştirecek olursak, işgüdü; sezgi, deneyim, içgüdü, zihinsel ve duygusal zeka kavramlarının harmanlanması sonucu elde edilen bir disiplini ifade etmekte. Dolayısıyla iyi bir yönetici olabilmenin yolu iyi bir işgüdü disiplinine sahip olmaktan geçiyor gibi görünüyor. Özellikle “disiplin” diyorum çünkü yönetme işi belli bir disiplin sahibi olmadan gerçekleşemez.

İşgüdüde bir diğer önemli kavram da “deneyim”. Ne kadar çok deneyim sahibi olursak, beynimizin gösterdiği refleksler de o kadar çok hızlanır. Dolayısıyla yanlış yapma korkusuyla belli bir takım adımları atmaktan çekinmemeliyiz. Sonuçta ulaşılan sonuç başarısızlık bile olsa bizler için bir sonraki büyük adımı atmamızda tecrübe olacaktır. İşgüdü disiplinine sahip başarılı bir yönetici olabilmek için mümkün olduğunca çok ve doğru alanda tecrübe sahibi olmamız önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca elde ettiğimiz deneyimler de bizim işlere güdülenmemizde kilit rol oynayacaktır.

İçgüdülerle harmanlanmış bir işgüdüsel yönetim prensibine sahip olunması dileklerimle…

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Haziran 16, 2011 in Genel

 

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: